|

İLÇEMİZİN TARİHÇESİ
Karapınar, Konya'ya bağlı 2675 km2 yüzölçümü ve 42.259 nüfusa
sahip, tarihi zenginlikleri olan şirin bir ilçemizdir. Pro-Hitit ve
Hititler tarafından M.Ö. 2000 yıllarında kurulmuştur. II. Selim
tarafından Sultaniye olarak isimlendirilmiş, 1868 yılında ilçe olmuş ve
1934 yılında Karapınar adını almıştır. Adana-Konya karayolu üzerinde
bulunan ve Konya ovasında yer alan ilçe, Doğudan Karacadağ, Güneyden ise
Andıklı, Küçüktartan ve Büyüktartan tepeleri ile çevrilidir.
Arazilerinde
dört büyük toprak grubu (Alüviyal, kolüviyal, sierozem ve regoseller)
görülür. Rüzgar erozyonu görülen arazilerde toprak bünyesi genellikle
üst toprakta hafif (tınlı kum), profil derinliğinde ise ağır (kil) bir
yapı gösterir. Toprak kireç ve potasca zengin, organik madde ve fosfor
açısından oldukça fakirdir.
Tarım arazisi 1 595 000 dekar olup bu arazinin 1 030 000
dekarlık bölümünde rüzgar erozyonu tahribatı vardır. Geçimini tarla
tarımı ve hayvancılıkla sağlayan Karapınar'da 1962 yılında başlatılan
rüzgar erozyonuyla mücadele çalışmaları sonucu açılan derin kuyularla
sulu tarıma geçilmiş ve bugün yaklaşık 450 000 dekar arazi sulanır
duruma gelmiştir.
Bölgenin kurak
karasal bir iklim özelliği vardır. Yıllık ortalama yağış 275 mm.,
ortalama sıcaklık 11 °C ve hakim rüzgar yönü Kuzey-Kuzeydoğu'dur. Yıllık
ortalama rüzgar hızı ise 3.5 m/s'dir. Erozyonda etkili rüzgarlar
Güney-Güneybatı yönünden esmektedir. Rüzgar hızının zaman zaman 110
km/saate çıktığı da olmaktadır.
RÜZGAR
EROZYONUNUN DOĞUŞU
Karapınar 1960'lı yıllarda şiddetli rüzgar erozyonu
nedeniyle göç tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştır. 43 000 dekar alan
kara kumulu bulunan ilçede, kumulların rüzgarla taşınması sonucu kumul
tepeleri yükselmiş, toz bulutları oluşmuş, tarım arazileri verimliliğini
yitirme tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştır. Kum fırtınaları maddi
zararlar vermeye başlamış, makinalar çalışamaz duruma gelmişti. Yöre
halkı çocuklarını okula gönderemez olmuş, toz ve kum fırtınalarından
kaynaklanan solunum yolu hastalıkları baş göstermeye başlamıştı.
Rüzgarla birlikte kalkan toz bulutları Konya-Adana karayolunda trafiği
olumsuz etkilemekte ve bazen yolun kapanmasına neden olmaktaydı. Bu
olumsuz koşullar bölge halkını tümüyle göç etmeye, Karapınar'ı ve
yerleşim yerlerini terk etmeye zorluyordu.
Karapınar'da Rüzgar
Erozyonunun Nedenleri
-
Karapınar yöresinin eski bir göl yatağı olması ve tabanındaki
kumulların zamanla gölün kuruması nedeniyle yüzeye çıkması (Kumulların
içinde hala yer yer deniz hayvanları kabuklarının bulunması bu görüşü
doğrulamaktadır),
-
Bölgenin iklim yönünden son derece kurak ve sıcak olması (Yıllık yağış
260-280 mm, yıllık ortalama sıcaklık 11-12 °C civarındadır),
-
Yörede özellikler küçükbaş hayvancılığın yaygın olması nedeniyle,
dipten ve ağır otlatma sonucu meraların tahrip olması,
Meralarda hayvanların tüketmediği fakat toprağı tutucu özelliği olan
bazı bitkilerin (geven, tapir, sığır kuyruğu vb.) yöre halkı
tarafından yakacak olarak kullanmak amacıyla sökülmesi sonucu
meraların tahrip edilmesi,
-
Nadas-hububat ziraatında toprağı tam devirerek işleyen sokulu-diskli
pulluklar ile toprağı parçalayan diskharrow gibi aletler kullanılması,
-
Arazilerin etkili rüzgar kuşağı üzerinde bulunması.


RÜZGAR EROZYONU
MÜCADELESİ
Karapınar'da rüzgar
erozyonu mücadelesi 1962 yılında Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünü
oluşturan kuruluşlardan biri olan TOPRAKSU Genel Müdürlüğü tarafından
başlatılmıştır.
İlk aşamada 160 000 dekarlık saha tel çit ile çevrilerek
kontrol altına alınmış ve bu sahada erozyonu önleyici çalışmalara
başlanmıştır. Bölgedeki çalışmalar günümüze değin aralıksız olarak
sürdürülmüştür. Bugün Konya Köy Hizmetleri Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü
tarafından 130 000 dekarlık alanda; Köy Hizmetleri Araştırma Tali
İstasyonu adı altında koruma, kontrol, üretim ve araştırma çalışmaları
yapılmaktadır.
Köy Hizmetleri Genel
Müdürlüğü Tarafından Sorunlu Alanlarda Yapılan Çalışmalar
Kumul Eksibeleri
Sahası (43 000 dekar)
Karapınar'ın 7 km
Güneybatısında 43 000 dekarlık birinci derecede erozyon etkisi görülen
arazi üzerinde ıslah çalışmaları yapılmıştır. Bu arazi tamamen çöl
görüntüsüne bürünmüş ve hiçbir bitki örtüsü kalmamıştı. 40-45 metre
yüksekliğinde, 50-60 metre eninde ve 250-300 metre uzunluğunda hilal
şeklinde kumul tepeleri oluşmuştu. En hafif rüzgar hareketlerinden bile
etkilenen kumullar, şiddetli rüzgarlar estiğinde 15 000 dekarlık bazalt
kayalarla kaplı Ketir Tepesi'ni aşarak Karapınar ilçesini tehdit eder
olmuştu. Öncelikle bu alanın kontrol altına alınması ve ıslah edilmesi
düşünülmüş ve iki aşamalı bir çalışma yürütülmüştür:
 
1. Fiziki Önlemler
(Kamış perde tesisi ) :
Bitki örtüsünden
yoksun ve rüzgar etkisiyle hareket edecek özellikteki kumul tepeleri
üzerine öncelikle rüzgarın hızını kıracak, hareketini önleyecek kamış
perdeler tesis edilmiştir Kamış perdeler; hakim rüzgar yönüne dik olmak
üzere 1.5-2.0 metre yüksekliğinde ve iki perde arası mesafe 12-20 metre
(perde yüksekliğinin 8-10 katı) mesafe ile tesis edilmiştir. Perdeler
alt ve üst ucundan 40 cm kalacak şekilde iki sıralı tel ile örülmüş ve
araziye tespit yapılırken her iki metrede tahta kazıklarla
sabitleştirilmiştir.
 
2. Kültürel Önlemler
a.) Otlandırma : Kumul tepeleri üzerinde oluşturulan kamış
perdeler ile rüzgarın hızı kısmen kesildikten ve kum hareketi
durdurulduktan sonra perdelerin arası otlandırmaya başlanmıştır. Burada
amaç toprak yüzeyini iyice kapatmak ve kum hareketini tamamen
durdurmaktır. Bu çalışmalarda; yöre meralarından toplanan tabancı ot
tohumları ile birlikte, sıcağa ve kurağa dayanıklı kum çavdarı (Scale sp.),
otlak ayrığı (Agropyron cristatum) ve yüksek otlak ayrığı (Agropyron
elongatum) gibi kültür bitkileri de yaygın olarak kullanılmıştır.
 
b.) Ağaçlandırma :
Kamış perdeler arası otlandırıldıktan sonra toprak hareketini tamamen
durdurmak amacıyla kalıcı önlem olarak ağaçlandırma çalışmalarına
geçilmiştir. Ağaçlandırma çalışmalarında yöreye has ve kurağa dayanıklı
olan; iğde, akasya, dişbudak, karaağaç ve akçaağaç çeşitleri
kullanılmıştır.
Hareketli Kumul
Sahası (40 000 dekar)
Bu alanın önceki zamanlarda çok kaliteli bir mera olduğu
bilinmektedir. Meraların yanlış kullanımı, aşırı otlatma yakacak olarak
çalı formundaki bazı bitkilerin sökülmesi, meraların tarla arazisi
durumuna getirilmesi, arazinin kabiliyetlerine göre kullanılmaması ve
yanlış toprak işleme aletlerinin kullanılması gibi nedenlerden dolayı bu
alan tahrip olmuş ve erozyona açık hale gelmiştir.
 
Bu durumdaki arazi;
ıslah çalışmaları kapsamında öncelikle tel çit ile çevrilmiş, hayvan ve
insan etkisi ortadan kaldırılınca mevcut bitkiler doğal olarak çoğalmış
ve ekilen yeni bitkilerle toprak yüzeyi kapatılarak erozyon etkisi
ortadan kaldırılmıştır.
Erozyona Duyarlı Düz
Araziler (32 000 dekar)
Bu saha; üzerinde hiçbir bitki örtüsü bulunmayan, zamanında kuru
tarım yapılmış ancak erozyon nedeniyle terkedilmiş tarım arazileridir.
Bu bölgenin 10 000 dekarlık kısmında yapılan erozyon önleme çalışmaları
başarılı olunca yöre halkı terk ettiği topraklarına geri dönmüş ve Konya
Köy Hizmetleri Araştırma Enstitüsünün kontrolünde tarım yapmaya
başlamışlardır.
Bu sahanın 20 000
dekarlık diğer bölümünde ise hakim rüzgarlara dik yönde olmak üzere
40-60 metre genişliğinde Nadas-Hububat şeritvari ekim yöntemiyle tarım
yapılmaktadır. 2 000 dekarlık arazide ise demonstrasyon amacıyla
meyvecilik ve fidan üretimi yapılmaktadır.
Ketir Tepesi Sahası
(15 000 dekar)
İlçenin hemen Güneybatısından başlayıp kumul tepelerine kadar
uzanan 15 000 dekar büyüklüğünde ve bazalt kayaları ile kaplı sahadır.
Çok önceleri ağaçlarla kaplı olduğu söylenen bu bölgede ıslah
çalışmalarına başlandığı sırada tek bir ağaç bile bulunmamaktaydı.
 
Erozyon önleme
çalışmaları ile birlikte kum hareketi durdurulunca doğal flora yeniden
canlanmış; karaçalı, yabani badem ve böğürtlen gibi bitkiler
gelişmiştir. Ayrıca çalışmalar sırasında tepe eteklerine 700 000 adet
badem ile çok sayıda çam ve sedir dikilmiştir.
İLÇEMİZİN BUGÜNÜ
Köy Hizmetleri Genel
Müdürlüğü, Konya Köy Hizmetleri Araştırma Enstitüsüne bağlı Araştırma
Tali İstasyonu bölgedeki ıslah çalışmalarını tamamlamış; koruma,
kontrol, üretim ve araştırma çalışmalarını sürdürmektedir.

Erozyon önleme sahasında halen devam etmekte olan çalışmalar şunlardır:
-
Nadas-Hububat şeritvari ekim yöntemiyle
20 000 dekarlık
alan hem
erozyondan korunmakta hem de tarımsal üretim yapılmaktadır.
-
Bazalt kayaları ile kaplı 15 000
dekarlık saha mera
durumunda olup her yıl çam, sedir gibi iğne
yapraklı fidanlar
dikilmektedir. Ketir tepesine dikilen 700 000 badem ağacının bakımı
yapılmaktadır.
-
Kumul tepeciklerinden oluşan 43 000 dekarlık alan ağaçlandırma
çalışmalarıyla orman haline getirilmiştir. Bu alanda zararlı
mücadelesi ve budama gibi bakım işleri gerçekleştirilmekte ve her yıl
yeni fidanlar dikilmektedir.
-
Koruma altına alınan 40 000 dekarlık alan mera durumundadır ve
tamamen bitki
örtüsü ile
kaplanmıştır.
-
Koruma altına alınan bölge içerisinde yer alan ve yöre
halkına ait tarla
arazisi durumunda olan 10 000 dekarlık, alanda Köy Hizmetleri Konya
Araştırma Enstitüsünün kontrolü altında tarım yapılmaktadır.
-
Açılan sondaj kuyuları ile 6 000 dekarlık alan sulanarak bağ-bahçe
oluşturulmuştur. Bu tesislerde; elma, armut, kayısı, vişne, erik gibi
meyve türleri ile demonstratif olarak soğan, fasulye, domates, biber
gibi sebzeler yetiştirilmektedir.
Bunlara ek olarak, yaşlanan ağaçların yenilenmesi ve Enstitü
bünyesinde bölgeyle ilgili araştırma projeleri de bu alanda
gerçekleştirilmektedir.
 
Erozyon kontrol
altına alındıktan sonra bölgede tarıma dayalı ekonomik hareket
yaratılmıştır. Karapınar geçmişteki acı günlerini unutmaya ve yarına
güvenle bakmaya başlamıştır. Geçmişteki yaşanan acı günlerden ve
erozyondan kurtulmanın sevincini her yıl Mayıs-Haziran aylarında
"Erozyondan Kurtulma Bayramı" olarak kutlamakta ve bu şekilde geçmişte
yaşananları, yapılan çalışmaları ve kazanılan başarıyı gelecek nesillere
aktarmayı amaçlamaktadır.
Karapınar, erozyondan kurtulmanın sevinciyle birlikte
devlet-vatandaş işbirliği ve sorunların çözümünde toplumsal katılımın
başarılı bir örneği olarak yeni ziyaretçilerini beklemektedir
 



|